KULUN MUHASEBESİ

                Değerli okur kardeşim; Allah (c.c) insanları en güzel şekilde yaratmış doğruları yanlışlardan ayırmak için akıl verdiği gibi, verdiği nimetlerden haz almak için de nefis vermiş. Akıllı kişi, kişisel çabaları ve buna bağlı olarak Allah’ın yardımıyla en üst mertebelere çıkabileceği gibi, nefsine tabi olan kişide en aşağılara inebilir.Bu durumda Allah’ın yardımıyla en üst mertebelere çıkabilmek için, yapılması gereken en önemli iş, nefis muhasebesini yapmaktır.

                Günler, haftalar, aylar birbirini kovalıyor. Yıllar yılları takip ediyor. Her gün takvimden bir yaprakla ömür de tükeniyor. İnsanoğlu ölüme bir adım daha yaklaşıyor. Ömür güneşi batmaya başlıyor. İşte bir yılı daha geride bıraktık. Ömür sermayemizden bir yıl daha eksilttik. Acısıyla tatlısıyla, iyisiyle kötüsüyle, sevabıyla günahıyla bir yılı daha geride bıraktık. Gençlik günlerimiz tükeniyor, ihtiyarlık zamanımız yaklaşıyor. Sayılı ömür senelerimizden biri daha bitiyor. Her geçen yılla ölüme biraz daha yaklaşıyoruz.

        

               İnsan, konuştuğu ve yaptığı şeylerin Allah katında yazıldığına ve bunlardan sorguya çekileceğine kesin olarak inanmalı. Nitekim Rabbimiz, ayet-i kerimede bize şöyle bir uyarıda bulunuyor: “Halbuki yanınızdan ayrılmayan muhafızlar var. O muhafızlar değerli, şerefli kâtiplerdir. Yaptığınız her şeyi bilip yazarlar”. Yüreği sevgi dulu Peygamberimiz (s.a.s)’de: “Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan, aciz kimse ise, nefsinin arzularına tâbî olan ve Allah’tan (olmayacak şeyler) temennî eden kimsedir.”(2) Buyurarak akıllı kişinin nefisini muhasebe eden kişi olduğunu belirtmiş. İslam Dini’nin bu güzel öğütlerinden aldığı ilham ile  “Kuru idik yaş olduk, Ayak idik baş olduk, Kanatlandık kuş olduk Uçtuk Elhamdülillah”  diyen Yunus Emre de, insanoğlu, nefsini muhasebe ederken, ne idim ne olacağım, sonum ne olacak ve sorumluluklarımı yerine getirirken hangi eksikliklerim oldu diye düşünmesi gerektiğini öğütlemiş.

        

               Kıymetli Okur Kardeşim; bir yılı daha bitiriyoruz. Ömrümüzden bir yıl daha düştü. Biz müminler için başkaca bir anlam ve ifadesi yoktur. Yılbaşı ve noel kutlamalarının dinimizde yeri yoktur. Zira o kutlama ve çılgınlıklar hristiyan aleminin kutsal günleridir. Onlar bizim dini ve milli günlerimizi kutlamadıkları gibi, bizim de onların çılgınlıklarına ortak olmamız düşünülemez. Yılbaşı etkinlikleri kapsamında ya da herhangi bir zaman diliminde piyango bileti vesaire harcamalar ve katılımlar kumardır, haramdır. Anamızın ak sütü gibi helal olan kazancımıza haram bulaştırmayalım. Deprem sel yangın ve covid 19’la mücadele ettiğimiz 2020 yılından ibret alarak, yeni bir yıla heyecanla, ümitle ve huzurla girelim.

               Yılın son yazısını nefsini muhasebe ederek onu temizleyenlerin büyük bir kurtuluşa ereceklerini müjdeleyen bir ayetle bitirmek istiyorum: Rabbinin huzurunda korku ile duranın ve nefsini kötü arzulardan alıkoyanın varacağı yer cennettir!”(3)

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Bayar
Ahmet Bayar - 4 ay Önce

Mevlâm kendisisine kul Habibine ümmet olarak yaşayıp İmanla kuranla huzuruna varmayı cennetine girmeyi nasip eylesin Âmin âmin

Abdullah Sancak
Abdullah Sancak - 4 ay Önce

Hocam vaazlarınızda siyasi tartışma konularından uzak durmanız lazım. O kürsüleri siyasetten uzak tutmak görevinizin bir parçası zira. Bunu yapabilirseniz tosya camileri herkesi kucaklayacaktır.
Bir de benim gördüğüm hamasi bir üslubunuz var. Siyasetçiler millete yeterince gaz veriyor zaten, bir de kürsüden bu tarz konuşmalara şahitlik etmek can sıkıcı.
Muhsin Demirci beyin daha bilge bir tarzı vardı. Onun gibi olun demiyorum fakat o üslûp fikir verebilir.