Son yıllarda artarak toplumu tüketen,aile hayatını bitiren,insanları birbirine düşüren  bilebildiğimiz  kadarıyla da çocukluk dönemlerimizden bu güne dek ülke çapında özelliklede bizim ilçe ve köylerimiz gibi ufak yerleşim bölgelerinde artarak devam eden bence en önemli MANEVİİ HASTALIK ne yazık ki hızını kesmeden devam etmektedir.Çok önemli hissettiğim bu konuyu özelliklede kaleme almak istedim.

Başkasının arkasından konuşmak, bence korkaklığın en iğrenç şeklidir.Ama maalesef ki bu tip konuşmaları yapanları bırakın terslemeyi, saatlerce dinleyebiliyoruz da. Gıybet yapanla dinleyende birdir bence.Anlatan anlattıkça anlatır ve yalanlarını ballandırarak anlatır ama ne yazık ki. Kendine Duydun mu..? Gördün mü...? dendiğinde yo öyle konuşuyorlar der.Hem dinen hem insanlık olarak çok mahsurları olduğu halde ne yazık ki toplumumuz bu hastalığını atamıyor.Hani Hz.Ali efendimizin ''Halk içinde en erdemli insan, yalnız kendi ayıbını arayan ve bu yüzden başkalarının ayıbını aramaya imkân bulamayan kimsedir. ''sözleri bize yol göstermelidir.Kötü söz sahibinindir.Her beğenmediğimiz kişiyi Aforoz  etmemizin bize bir kazancı olmaz.
                    Yüce dinimiz İslam,toplumun huzurunu bozacak fesada uğratacak,kargaşaya ve kavgaya yol açacak her türlü kötü fiil ve davranışları yasaklamıştır.Bunların en tehlikelisi de fitne ve bozgunculuktur.Fitnecilerin en tehlikeli silahı yalan,iftira,dedikodu ve gıybettir.Fitnenin zararları bütün bir toplumu hatta insanlığı yok eder.Fitne kardeşi-kardeşe, komşuyu-komşuya toplumları birbirine düşman eder.Fitne onurlu bir insana yakışmayan bir davranış biçimidir. Yüce Allah KURANI KERİMDE şöyle bildiriyor: "Fitne insan öldürmekten daha kötüdür.Fitneden korunmak için birbirimizi sevelim.Birbirimize güvenelim.Birbirimize hakaret etmeyelim.Birbirimizin açığını yakalamaya,başkasını küçük düşürmeye yeltenmeyelim.Birbirimizin hakkını hukukunu koruyalım.
                     İnsanız elbette hepimiz nefis taşıyoruz ama beklide çoğumuz olduğumuz gibi yada göründüğümüz gibi olamıyoruz maalesef.Öyle bir süsleriz ki sözlerimizi reklamdadır hep gözümüz aklımız.Kırk yılda bir kollarken öksüzü ne cömert bir insan desinler diye yaparız.Kimileri vardır kaynasa da bir asır pişmez aşı ama fikir ferasetten de kısırdır.Kimileride asaletli sanır kendini, düğününde ister devlet başkanı.Kimide tepeden bakar cümle aleme ve ezberler bir kaç süslü kelime... Gayesi kültürlü bir insan desinler diye bucalar durur kendince.Kimimizde kıyameti almayız nazara,Razı olmayız normal mezara,Mermer ısmarlarız türlü pazarlara yazdırırız türlü mısraları şöyleydim buydum diye....
                     Çok gösterişli  bir hayat süreriz ama cüzdanda boştur aslında.Eskiden hatırlarız nenemiz sorarmış dedemize eve getirdiği bir eşya için ''Bey sen bunu nasıl aldın ki hem bende istememiştim diye hem de bütçemiz bunu almaya müsait değildir diye erkeğini sorguya çeken ev hanımlarından, günümüzde artık eve gelsin de nasıl gelirse gelsin düşüncesinde hareket eden nesiller.İki yılda değişen mobilyalar,zücaciye dükkanı gibi mutfaklar,150m2 ye sığılmayan Saray gibi evler.Sonrasında geçinemiyoruz para yetmiyor masraf çok nidaları.Bilmem eskiden mi daha mutluyduk 1-2 oda evlerde TENCEREDE PİŞİR KAPAĞINDA YE anlayışıyla fazla lükse kaçmadan herkesin olduğu gibi yaşadığı aile toplumları,kültür yapısı kalmadı artık.Günümüzde giyime puan,arabaya puan,yaşantıya puan verilerek çok yanlışın içindeyiz bence.
                      Adap ve Edep hızla inişte toplumuzda maalesef.İçimiz başka Dışımız başka olmadık mı artık.Hızla yükselen aile dramları, boşanmalar,stresler huzursuz ve mutsuz insanlar çoğaldı.Hani doktorlar hep der ya çağın hastalığı STRES diye.İşte başlıktaki bu dört madde altyapısını hazırlamaktadır bunun.Tosya’mızdaki göçün sebebinde ağırlıkta budur bence.Köyler boşaldı neden Önyargı,kondurma herkes kendini  unuttu başkasıyla uğraştı.Ya Tosya merkezimiz arabayı nasıl aldı evi nasıl yaptırdı Hazine bulmuş yo şöyle olmuş böyle olmuş bir sürü boş olmayan işler.Kişinin kulağına geldiğinde de içi yanıyor iftiralara..... Bİ DAKKA DURANINNN... diyen gitmediği uzaklaşmadığı Tosya’dan.Hala daha var zenginle uğraşan,komşusuyla uğraşan,kendi işine aklı ermeyip başkasının işine aklı eren insanlarımız.Yazıklar olsun sadece bu tip insanlara!... Çeşitli yardımsever fahri insanları küstürdüler neticede de 1945 de Türkiye’nin ilk onunda yer alan ilçeyi şimdi bin beş yüzüncü sıralara düşürdüler.Siyasete katılmak istersin yedi sülalenden başlarlar,Ekonomik yatırım yaparsın nerden buldu derler,Fahri hayır işlerine bakarsın kaç para alıyor derler.Okumuştur büyük adam olmuştur hazmedemez La daha dün mahallede donunu tutamıyor du.... (Affınıza sığınırım) derler ...derlerde derler.İşte sonunda da çoğu kabuğuna çekildi yatırımlarını sessiz sedasız dışarılara yaptı Yada çekti gitti.Çoğumuz biliriz tanıdıklarımızın ne sebeple dışarıya gittiklerini.

                       Kişi evini idare edemiyor  ama oturduğu yerden Belediye,Hükümet hepsini idare ediyor..Tenkit bol ama Çareyi sorduğunda da BEN BİLMEM nidasıyla karalamalara devam.Çünkü bunlar Güzel düşünmeyince Güzellikte üretmiyorlar.Kul hakkı aldıklarının farkında değiller.Çünkü baştan önyargı,fesatlık,dedikodu ve gösteriş kaplamış beden ve fikirlerini farkında değiller çok insanlardan AH aldıklarının.Bu yüzden ki toplumumuzun bu ana hastalığı üzerinde hepimiz yeniden düşünmeli,kendimizi muhasebe etmeli özelliklede dinen mahsuru olan bu hastalığı varsa içimizden ve çevremizden uzak tutmaya çalışmalıyız ki kul hakkından kendimizi arındıralım..Etrafımızda eğer varsa bu tip insanları uyarmalı,ikaz etmeli yada dinlememeliyiz.Hayatımızda da hiç kimseye ama hiç kimseye DELİ'de VELİ'de olsa,ZENGİN'de FAKİR'de olsa Ö N Y A R G I ile değil de İNSAN gözüyle bakarsak,özellikle de  Beton evimiz varken Ahşap evi olanı,Normal taksimiz varken arabası  olmayanları,Eli ayağı düzgün çocuklarımız varken Sakat çocuğu olan insanları EĞER DÜŞÜNEBİLİRSEK MUTLUDA OLURUZ BENCE.Ama hep gözümüz yukarılarda olursa bilmem nasıl olur ama öncelikle de Tansiyon yükselir, Ardından da Mutsuzluklarrrrrr...
                       Yeter ki Sen Eline geçen her fırsatta tohum saç çevrene..Varsın bir başkası hasat etsin bir bahar mevsiminde..Kendini elinden geldiğince Dedikodudan,Gösterişten,İftiradan,Önyargıdan uzak tut. 
YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN..YADA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL ... Saygılarımı sunuyorum.

Sürç-ü Lisan ettimse Affola...;                                                                                            Ahmet SİRKEOĞLU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sedat yılmaz 6 yıl önce

canım kardeşim,kimseler bilmez ama benim de tosya yı terk etme sebeblerinden ilki dedikodudur. bu tür yerlerde insan ömrü az olur o yüzden seni candan tebrik ederim.

Avatar
Serdar TURANİ 6 yıl önce

Bu konu; Tosya'nın gelişiminin önünde dağ gibi duran engellerden biri hatta önenli engellerden biri.

Bilmeden duyduylarımızla birilerine yuh çekmek bizim için ne kadar kötü bir hastalık ise; bilerek veya bilmeyerek kötüyü ve kötülüğü alkışlayarak KÖTÜLÜĞE PİRİM VERMEKTE bizim hastalıklarımızdan biri. Genelde alkışlarımızın derinliklerinde de DUYGUSALLIK yatar.....

Bu hastalıklarımız iyileşirmi bilmem. Temennimiz iyileşmesi.
Mirim güzel bir konu güzel bir anlatım kalemine, yüreğine sağlık...

Avatar
Şemsettin liman 6 yıl önce

ağzınıza gönlünüze sağlık başkanım.

Avatar
Ali Çekirdekçi 6 yıl önce

Evet, yüreğine sağlık.Açık sözlü insan olarak bilirdim hep sizi.Çok önemlibir konuyu dile getirdiğin için sonsuz teşekkürler.Almanyadan Selamlar..

Avatar
6 yıl önce

ağzınıza sağlık çok doğru yazdıklarınız ama kaç yıl gecer se geçsin tosyalıların bu huyu malesef hiç değişmez.yüzünüza gülüp arkanızdan kuyunuzu kazarlar.evet bu dedikodusu insanı tosyadan kaçırır.